Bir yanda ”Canın büyüğü, küçüğü olmaz, vurma, öldürme! günah.” diyen değerlerimiz, büyüklerimiz, insanımız ve insaniyetimiz var. Öbür yanda “Vur-kır, yak-yık, öldür, taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakma!” diyen, kanla beslenen vampirler, bedava insan eti pazarlayan insan kasapları, akıl, vicdan, insaf, iz’an ve insanlık öğüten ve tüketen insan kıyım makinası mankurtlar.
Bir dakika! MANKURT da kim? Kim olacak; dile almayı, anlatmayı bile insanlık dışı gördüğüm çok basit ama çok vahşi bir işkence sonunda aklını, hafızasını, tek kelimeyle kendini kaybetmiş insan görünümlü vahşi bir goril…
MANKURT, annesini, babasını hatta kendi çocukluğunu bile bilmeyen, Geçmişini hepten silmiş, yitirmiş, her şeyini unutmuş, sadece ama sadece kendine yaşatılan o vahşi işkenceyi bilen, hatırlayan ve aynı barbarlığı otomatik olarak kendine meslek edinen insan kasabı, işkence babası, varlık ötesi cani, katil, sadist ve narsist bir yaratığın adıdır mankurt.
Yâ Rab! aklıma mukayyet ol! bizler daha şedît, daha beterini gördük;
hem de bu asırda ve bu alemde. Mankurt insan kasabıdır. İnsan etiyle beslenir ve bila bedel insan eti satar. Ya bunlar? Bebek katili, çocuk kasabı, körpe etle beslenen vampirler.
Allah’ım! Gazze’de ne ev kaldı ne bina, ne hastane kaldı ne okul, ne cami kaldı ne kilise, kalan tek bir şey; enkaz altında cansız yatan bebeler, çocuklar ve masum bedenler!…
Allah’ım! Gazze’de çocuklar ölümü bekliyor; ellerine adını yazmış veya yazdırmış, sessizce haykırıyor: “ Ölümsüzlüğe kucak açtım! neredesin ey ölüm!” diye bağırıyor.
Bu savaşı çocuklar başlatmadı, çocuklar savaşmıyor. Öyleyse niçin çocuklar öldürülüyor ve niye bebeler ölüyor?
Gazze’de her gün en az 420 çocuk ölüyor veya sakat kalıyor. Çocukların günahı ne ve bebeklerin suçu ne?
Açlık, susuzluk, uykusuzluk, hastalık ve karanlık sarmış her yanı. Çocukları bu salgından ve bu vahşi saldırıdan kim kurtaracak? Gazze’de çocuklar, bebeler ölüm nöbetinde.
Ey insanlık! hor görme küçüğümü, bugün küçük bir insan ama yarın büyük bir adam ve istikbal ona emanet. Öldürme geleceğini, karartma yarınını ve kurtar küçüğümü, çocuğumu, insan evladımı! O yoksa; yok olacak yarınlarımız ve geleceğimiz.
Durdurun Savaşı, sussun toplar, tüfekler, bombalar ve yaşasın çocuklarımız, bebelerimiz ve geleceğimiz.
Unutmayın ki “canın büyüğü, küçüğü olmaz!” Bizim kitabımızda ve vicdanımızda “Yaşam hakkına dokunulmaz.” “ Kim bir canı korur, kurtarır, yaşatırsa tüm insanları yaşatmış olur.”(Maide,5/32) değer ve ilkeleri yazılıdır.
Bu hayatî prensibimizi rahmetli Doğan Cüceloğlu üstadımız kendi hayat hikayesinden anlatıyor: “ annem vefat etti ve babam bir yörük hanımla evlendi. Sapan taşı ile kuşlara nişan alıp atacaktım ki üvey annem: “ atma evladım, vurma kuşcağızı!”dedi. Çocukluk öfkesiyle “ Ne olacak ki parmak kadar ufacık bir kuş!” dedim. Okuma yazması bile olmayan üvey annem öyle bir söz söyledi ki Ömrüm boyunca aklımdan ve yüreğimden hiç çıkmadı; “ canın büyüğü-küçüğü olur mu? Allah her birine, bir can vermiş; atma, vurma yavrum! günah…”
Vay! bu hayatta ilk iyi, ilk doğru ve ilk değer; HER CANA SAYGILI DAVRANMAK”mış. İsterse parmak kadar kuş veya tırnak kadar karınca olsun. Ve bunu bize okuma yazması bile olmayan bir ana öğretiyor. Helal olsun rahmet ona.
Demek ki, değerler, ilkeler ve doğrular sadece bir bilgi değilmiş. Bir hayatmış bir sorumluluk ve duyarlılıkmış ve bir edep ve ahlak imiş.
Dünyanın en iyi doktoru, mühendisi, askeri, devlet başkanı olabilirsiniz ama bu bilgi ve becerinizi, Nazilerin yaptığı gibi gaz odalarında insanları buharlaştırarak yok etmekte kullanabilirsiniz. Veya ABD’nin Nagazaki ve Hiroşima’da yaptığı gibi atom bombaları icat ederek şehirleri yakar, yıkar, insanları, insanlığı ve varlığı yok edebilirsiniz.
Veya dişinden tırnağından artırır, kollektif yardımlaşma ile Gazze’ye bir hastane yaptırır bebeklere, çocuklara ve nice canlara şifa olursun, sağlık, afiyet ve hayat olursun.
Veya Nazilerin kendilerine yaptığı zülmü vahşeti ve barbarlığı, kendilerine meslek edinenlerin şehit ettiği annelerden babalardan bize emanet kalan yetimlere bir yetimhane kurar; o boynu bükük, gönlü kırık yavrulara ana olur, baba olur, can olursun.
İşte iyilik budur. Ve iyi, aktif iyilik yapandır. Müslüman elinde, dilinde, cebinde ve evinde olanı kardeşiyle paylaşandır. Mü’min darda olan, tehdit ve tehlike altında yaşayan kardeşine yar ve yardımcı olan, sığınak, barınak ve güven kapısı olandır.
Bu büyük yangını fiilî dualarımızla ancak biz söndürebiliriz ve de mutlaka söndürmeliyiz. Çünkü bizler iman kardeşiyiz. “Mü’minler/birbirine güvenen ve güven veren kardeştirler.”(Hucurât, 49/10) vesselam.
Hadi bismillah bize güvenenlere, güven vermeye… inşallah
Nuri Çalışkan
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Gazze'de işlenen savaş suçları nedeniyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski…
Bu video bize BELAM başlığı ile gönderildi. BEL’AM için Diyanet İslam Ansiklopedisine baktığımızda şu açıklamayı…
Seçilmiş Cumhurbaşkanımızın katıldığı merasimden sonra bir gurup teğmenin sonradan korsan yeminle Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyerek…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nde alınan kararla su fiyatlarına %17,5 zam yapıldı ve her ay…
İstanbul' da Şiddetli lodos, Marmara Bölgesi'nde deniz ulaşımını sekteye uğratmaya devam ediyor. İstanbul, Bursa ve…
Ebu Cehil deistti, diğer Mekkeli müşrikler de deistti, Allah’ın varlığına inanıyorlardı ama Hz. Muhammed’in Allah’ın…